top of page

Özel Ders Verenler de Öğrenciler de Ders Çalışmalı: Bilişim Çağında Başarı Felsefesi

Yazarın fotoğrafı: erkam hoca
erkam hoca
31 Ağu
2 dakikada okunur

Özel derse en çok talep olan yerlerden biri hiç şüphesiz İstanbul. İstanbul’da özel ders sürecinin bu kadar popüler olmasının sebebi en başta nüfus tabii. Bununla beraber ticaretin ve turizmin merkezlerinden olan İstanbul’un eğitime önem veren kitlesinin kitle sınavlarındaki yarışa ve bundan da öte gelişmeye verdiği önem de aşikar. İstanbul üniversiteleri, kaliteli liseleri ve özel okullarıyla bir eğitim şehri aynı zamanda; hatta denebilir ki eğitimin başkenti. "Özel ders verilir" diyen iddialı özel ders hocaları da bu durumun farkında; bu sebeple kalitelerini yükseltmek isteyen öğretmenler kendilerini geliştirmek için yoğun bir gayret halinde.



Ders Verenler Açısından

Ders verenlerin iyi bildiği bir şey var ki başarı asla tesadüf değil ve ciddi bir çaba gerektiriyor. "Eski usul bilgilerim bana yeter" diyerek derse gelmek artık çok geride kaldı. Örneğin İngilizce, matematik özel ders veya geometri özel ders verecek bir öğretmen düşünelim. Önceden duyardık; "zaten bilmiyorlar" filan diyerek rahat rahat derse gelen öğretmenleri... Ama bilişim çağında bilgiye ulaşmak artık saniyeler sürüyor. Öğrencilerin bilgiyi teyit etmesi dakikaları geçmiyor. Böyle bir hız zamanında pasif eğitmenler de hemen eleniyor ve İstanbul özel ders öğrencilerinin odağı olmaktan uzaklaşıyor. Ders çalışmak sadece öğrencinin değil, öğretmenin de işi artık. Öğrencilerin ilgilerinde sürekli küçük küçük ama önemli değişikliklerin yaşandığı günümüzde, "ben gider dersimi anlatırım, anlatır geçerim" tarzı bakış açısı ve mantıklar değerini tamamen yitirmiş durumda.

Öğrenciler Açısından

Öğrenciler ise "özel ders alıyorum; ödevlerimi yapmama, gayret etmeme gerek yok" dediklerinde, özel dersten aldıklarını kısa süre içinde tüketebiliyorlar. Normalde katkısı çok fazla olan birebir eğitim sistemi istenilen faydayı veremiyor. Bu sebeple öğrenciler de ciddiye alarak ödevlerini yapmalı ve çalışmalılar.

Hem öğretmen hem öğrenci üzerine düşeni yapmalı ve çalışmalı. YKS ve LGS gibi önemli sınav maratonlarının her zaman sürdüğü ülkemizde umursamamak, oyalanmak ya da kendini kandırmak türünden davranışlar büyük oranda başarısızlığa sebebiyet veriyor.

Kıymetli öğrenciler; üniversitelerin bile eskisi kadar manalı olmadığı zamanlara geldik. Çalışmayı bir hayat felsefesi kabul edip alışkanlık haline getirmelisiniz. Durağanlık, zamanın bu kadar hızlı aktığı bir devirde geri kalmanın diğer adı.

Haydi o zaman, çalışmaya.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page