top of page

Birebir Ders Bir Lüks mü, İhtiyaç mı? XYZ Sınav Sisteminde Kişiye Özel Eğitim Felsefesi

Yazarın fotoğrafı: erkam hoca
erkam hoca
30 Ağu
3 dakikada okunur

"Kişiye özel eğitim" diye bir şey gerçekten var mı, yoksa konuyu abartıyor veya uyduruyor muyuz? Pekala topluca öğrenilebilir mi her şey; yoksa her zihin, kitlelerin ritminden bağımsız kendi özgün patikasında mı yürümek zorundadır?

Pek çok insan için hayatın akışını ve geleceğin sınırlarını sınavların belirlediği günümüzde LGS, YKS, TYT, AYT, DGS, KPSS, ALES, SAT, ACT, SSAT, GRE kısacası XYZ Sınav Sistemi gibi pek çok uygulama mevcut. Dönemler değişiyor, sınavların isimleri, soru tipleri ve katsayıları güncelleniyor ancak değişmeyen tek bir gerçek kalıyor: Kitlesel eğitim sistemlerinin sunduğu standartlaştırılmış şablonlar ile bireyin özgün zihinsel performansı arasındaki derin uçurum. Peki özel dersin ve birebir rehberliğin bu karmaşanın ortasındaki yeri tam olarak ne?

"İnsan doğası gereği politik ve toplumsal bir varlıktır" der Aristoteles. (Yunanca: "Zōon politikon" / Klasik Latince tercümesiyle: "Homo est naturaliter animal civile" — Yani: "İnsan doğası gereği sivil ve toplumsal bir canlıdır"). Stoacı felsefenin öncülerinden Seneca ise bu düşünceyi Latince literatürde bir adım öteye taşıyarak insanın toplumsal dokusunu kavramsallaştırır: "Homo sociale animal est" — Yani: "İnsan sosyal bir varlıktır." Çokça duymuşsunuzdur bu ifadeleri.

Elbette bu, 'insan bütün işlerini topluca yapmak zorunda olan varlıktır' demek de değildir. Herkes bazı şeyleri yalnız, kendi iç sesiyle beraber yapmak ister. Toplulukla yaptığında haz aldığı işler olduğu gibi; daha az kişiyle, bir kişiyle ya da tamamen yalnız yapmaktan keyif aldığı şeyler de vardır. Bilişsel kavrayış ve öğrenme eylemi, özünde insanın kendi zihinsel yalnızlığında, sorgulama anında gerçekleşen en mahrem ve özgün süreçtir. Özellikle soyut düşünme becerisi gerektiren matematik öğrenme gibi süreçlerde, öğrencinin soruyla baş başa kaldığı o içsel an, kitlesel bir sınıf ortamında çoğunlukla gözden kaçar.

Özel eğitmenler bir yönüyle tarihin en eski çalışanlarından. Her dönemde bir konuda tecrübeli ve bilgililer, birikimlerini yaşadıkları dönemin menfaatleri karşılığında paylaşmışlar.

Antik Yunan’dan Rönesans’a, Büyük İskender’e rehberlik eden Aristoteles’ten günümüzün görece karmaşık akademik dünyasına kadar insanlık; bilginin aktarımında hep birebir etkileşimin gücüne inanmış ve ondan faydalanmıştır.

Her birimizin farklı hikayeleri var: Eğitim konusunda da tecrübelerimizin aynı güzellikte olduğunu söyleyemeyiz. Sosyal yaşamda sıkça görüldüğü gibi, bazen öğrencilerin kimyaları ya da ruh halleri denk geldikleri eğitmenlerle uyuşmayabiliyor. Kimi zaman yanlış iletişim veya basmakalıp anlatımlar, öğrencinin bir disipline -günümüzde özellikle matematiğe ve fen bilimlerine- ömür boyu önyargıyla bakmasına sebep olabiliyor. İşte böyle zamanlarda, bir hedefe de ulaşılmak isteniyorsa, öğrenci ve veliler yeni yolların arayışına giriyor.

Kişiye Özel Programın Başarısı ve Bireysel Zihin Haritası

Böyle zamanlarda öğrenciler de daha anlaşabilecekleri, zihinsel frekanslarının uyuştuğu eğitmenlere yöneliyor. İdeale göre bazen sadece durumu idare edecek seviyeye gelmek için, bazen eksikleri kapatıp rakiplerine yetişmek için, bazen rakiplerini geçmek için, bazen de aradaki farkı iyice açmak için özel eğitmene ihtiyaç duyuyorlar.

Bir eğitmen olarak şunu da net ifade edeyim ki; öğrencilerin kimyasının eğitmenle tutmaması durumu olduğu gibi bazen de benim kimyam öğrenci ile tutmuyor. Yani bu kimya meselesi karşılıklı. 😊 Geriye dönüp bakınca farklı iletişim teknikleri kullanarak çoğu kere bu tarz engelleri aşmış olsam da, birkaç öğrencimde de bunu aşamadım ve bu öğrencilerimle yolculuğumuz çok uzun sürmedi. Bu durumun da veliler tarafından gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum.



Karşılıklı kimyalar tuttuktan sonra birebir özel ders ve koçluk süreci gerçekten de başarıya ulaşmak için en sağlam yol olabiliyor. Bu süreç yalnızca soru çözmek ya da müfredat konularını yetiştirmek değildir. Asıl mesele, öğrencinin bilgi işleme hızını ve düşünme algoritmasını doğru analiz etmektir. LGS matematik hazırlığında yeni nesil soruların kurgusunu çözerken ya da YKS maratonunda TYT-AYT konularının kavramsal derinliğine inerken; öğrencinin kırılgan noktalarını tespit etmek ancak kişiselleştirilmiş bir stratejiyle mümkündür.

Benim İstanbul-Levent’teki minimalist ofisimde yüz yüze veya dijital platformlarda çift ekran altyapısıyla yürüttüğüm çalışmalarda temel amacım, öğrencinin sınav kaygısını azaltıp zihinsel bağımsızlığını kazanmasını sağlamaktır.

Metodolojik bir matematik özel ders kurgusu; ezberci kalıpları yıkıp analitik akıl yürütmeyi merkeze aldığında, öğrenci yalnızca bir sınavı başarmakla kalmaz; hayatı sorgulayan yetkin bir zihinsel disiplin kazanır. Bu konuda öğrencim Sami'nin hakkımdaki yorumunu bu cümleye tıklayarak okuyabilirsiniz.

İşler her zaman istendiği gibi gitmiyor, bazen tez canlılık ve zekaya güven dersin faydalılığına sınır koyabiliyor. Buna bir örnek olarak da yeri gelmişken sert ve haklı eleştirileriyle bana katkı sağlayan diğer bir öğrencim olan Hüseyin'in yorumlarını da buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Siz de başarıya ulaşmak istiyorsanız basmakalıp yöntemlerin ötesine geçin, kişiye özel program ile gerçek potansiyelinizi yakalayın; okul için değil, yaşamak için öğrenin.

Seneca'nın siteminden sonra meşhur olduğu şekliyle:

Non scholae sed vitae discimus: Okul için değil, yaşam için öğreniriz.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page